Marka değil, kalite satıyoruz.
 

1994'ten beri UNCUNUZ

 
 

ÜYE OL  |  GİRİŞ    |  ŞİFREMİ UNUTTUM


Her öğün soframızın baş köşesine koyduğumuz, sadece 50 kuruş vererek herhangi bir yerden, herhangi bir zamanda kolayca alabildiğimiz ekmeğin köylerimizde geçen hikayesini anlatacağız, dilimiz döndüğü kadar. Daha 15-20 sene öncesine kadar o ekmeği soframızda görmek için köyümüz insanının ne kadar meşakkatli bir mücadele verdiğine şahit olacağız. Hani günümüzde hayatı hep “ekmek kavgası” olarak görürüz ya; aslında gerçek “ekmek kavgası” anlatacağımız bu hikayenin içinde olacak.
 

Ninemden duyduğum bir sözü hatırlıyorum. Ninem derdi ki: “Ha bu köyda çaliştıgımı başka yerda çalışsaydım, öküz'e ekmek yedururdum” Sıradan birkaç kelime gibi görünen bu veciz söz aslında iki anlam içermekte (zorluk ve yokluk). Birincisi köylerimizin insanının ne denli zor şartlarda çalıştığı, ikincisi ise o insanların sofrasında ekmeğin artması ve artan ekmeği öküze verebilecek güçte olmanın ne büyük zenginlik olduğu. Günümüz şartlarını, yediğimiz, içtiğimiz ve beğenmeyip çöpe giden artıklarımızla, bir lokma Mısır ekmeğini dahi büyük bir nimet olarak gören eski insanlarımızı düşünürsek, ne kadar şanslı olduğumuzu daha iyi anlarız.

Bir buğday danesi her yerde, başak olur, dane olur, un olur ve ekmek olarak soframıza gelir. Aslında bütün hikaye budur. Ama makineli tarımla hiç tanışmamış olan köylerimizde, o danenin ekmek olma hikayesi o kadar uzundur ki!

Sözde tarla dediğimiz, aslında başka yerlere kıyasla çok küçük sayılan o taşlı toprakların ekimi ile başlar hikaye. Biz traktör nedir bilmeyiz. Zaten bilsek de bizim tarlalarımıza traktör girmez. Bizim Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!çifvt-bonduruğumuz ve bunları çeken öküzlerimiz vardır. Öküzlerle Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!tarlalar sürülür ve bir önceki seneden kalan tohumluk buğday ekilir taşlı tarlalara. Öküz dediysek, şimdi senede bir kere gördüğümüz, kurbanlık tosunları ile kıyaslamayın. Onlar şimdinin kamyonlarıdır, motorlu taşıtlarıdır. Tarla sürmek, harman koşmak, tomruk çekmek, kızak çekmek ve daha bir çok ağır iş onların nasırlaşmış boyunlarından geçer. Onlar köylünün her şeyidir. Hâli vakti yerinde bir ailenin ahırında, bir çift öküzü, ineği, eşek yada atı mutlaka olurdu. Çoğu bu hayvanlar için çalışılır, onların otu, arpası bakımı derken koşuşturma hiç bitmezdi. Tabi onlarda bizlere hizmet ederdi. Aslında bu kısır döngü sürer giderdi. Ne bir santim uzar, ne de kısalırdık. Malların alafı (yiyecekleri ot vs.), bölmede un, yakacak kışlık odun, birkaç kuruşta gurbetten gelecek cepte harçlık oldu mu köyde senden iyisi yoktur.

Ekin hasadı yurdumuzda genelde Haziran ayında yapılırken, bizde ekinler Ağustos ayının sonlarında biter Köyümün en güzel günleridir o günler. Tarlalar bir nevi imece usulü biçilirdi. Ekini yetişen komşu, tarlasını biçmek için imeci  toplardı. Sabah erkenden tarla sahibi hazırlığın yapar, yardıma giden bayanlar ellerinde Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!oraklar, düşerler yola. Bazen yol uzundur. Belki akmese , yada asa tarla, artık tarla neredeyse oraya. Tarla köy içinde ise o eğlence olur, işten sayılmazdı. Oraklar bilenir, orak sesleri birbirine karışır tarlalarda. Her tarlada bir grup, altın sarısı ekin tarlaları içerisinde rengarenk görünürdü. Ekin bayanlar tarafında Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!biçilirdi. Bayanlar ekinleri “deste” ler halinde tarlaya bırakır, desteleri erkekler tarafından toplanır “Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!deste” yapılır,  Bu bağ’lar bir araya toplanır ki buna da “Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!yığın” derdik.


Özellikle Köylerimiz ekin biçme zamanı bambaşka bir güzellik olurdu. Köyümüz o kadar kalabalık olurdu ki şimdilerde gezmek için gittiyimiz o yollar hiç boş kalmazdı, insanlar günün 12 saati bedeni çalışsalar bile çok neşeli olurlardı. Ortaklaşa yapılan bu tür işlerin ayrı bir tadı, eğlencesi olurdu. Bayanlar ekinleri biçerken bir yandan da erkekler öküz arabalarıyla ekinleri yükler ve çocukların önüne katar köye sefer yaptırırlardı. şimdilerin en lüks arabasına binmekten daha zevkliydi., taşlı, bazen çok dik bazen, çok dar olan o yollarda zor bir yolculuk başlardı. Biz çocuklarda peşinde gelirdik öküz arabaların  Bazen kaçamak yapıp  arabanın arkasından tutunmaktan çok hoşlanırdık. Ekinler, arabayla  ve hayvanlarla köye taşınır, harmanlara yakın yerlere yığınlar halinde istiflenir ve üzerleri örtülürdü.

Harmanların etrafında o kadar yığın olurdu ki! Herkes yangın çıkmasından korkardı. Sıra ekinin Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!harmanda koşulmasına (dövülmesine) gelmiştir. Ancak harman sayısı az, harman yapacak sayısı çoktur. O da sıraya konur ve harman öncesi ekinin iyice kuruması sağlanırdı. Kurumuş ve dövülmeye hazır saplar harmana serilir ve yine öküzler girer devreye. Öküzlere (boyunduruk) bağlanır, araya halat şeklinde sağlam deriden yapılmış kalın kayış ve kayışa da Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!harman tahtası (düven) bağlanır. Ve başlar güneş altında dönmeler. Artık harmanda kaç tur atılır bilinmez. Harman tahtasına fazla ağır olmayan kişiler, genelde çocuklar oturtulurdu. Başlangıçta saman üstünde kay kay yapmak zevkli olurdu ama sıcağı yedikçe, saman tozu ve kılçığı rahatsız etmeye başlayınca kaçma yollarını arardık. Bir de önünde sürekli kuyruklarını sinekten korunmak için sağa sola sallayan öküzlerden gözünü hiç ayırmayacaksın ve ola ki hayvan dışkısını yapacak olursa hemen yanı başında duran ağaçtan yapılmış kısa kürekle tedbirini alacaksın. Hiçbirimiz O’nun! Sapa karışmasını istemeyiz tabiî ki. Bu dönme işi harmana çıkana kadar devam edecektir. Ta ki buğdayın danesi ayrılıp, saplarda saman kıvamına gelinceye kadar. Bir harman 2-3 güne ancak çıkardı. Bu günlerde yağmur hiç istenmez, yağmura karşı her türlü tedbir alınırdı.Harman koşulmuş, sıra “harman savurmaya” gelmiştir. Yani buğdayın danesini samandan ayırma işlemine.  yaba ile yapılan savurma işleminin ardından buğdaylarda torbalara doldurulur.

Daha ekmek olmasa da nihayet köylünün elinde artık buğdayı vardır. Ama daha iş bitmemiştir. Sıra buğdayın temizliğine gelmiştir. Buğday Teknede, çeşmelerde yıkanır, suyu süzülsün diye cugallarla taşınır ve kuruması için betonlara serilir. Kurutma işleminden sonra taşından, çöpünden ayırmak için eleme işleminden geçirilir. Bu işlem, özel olarak bu iş için yapılmış kalbur, elek ve tepurla gerçekleştirilir.
 
Elenip ambarlara kaldırılan buğday değirmene götürülecek ve un haline getirilecektir. Bu iş için köyümüzde, köylülerimiz tarafından yapılan ve gerçekten bir sanat şaheseri olan bir çok su değirmeni vardır. (Değirmenlerimizle ilgili geniş bir yazı ileriki günlerde sitemizden yayınlanacaktır.) Buğdaylar değirmenlere taşınır ve buğday götüren çuvallara un doldurularak eve gelinir ve ambarda bölmelere doldurulur.
Ve nihayet annelerimiz unu tekneye alacak, ekşi hamurla yoğuracak, karaağaç çalısı ile kızdırılmış fırında pişirecek ve rengi daha esmer olan, tadına doyum olmayan, gerçek anlamda tam organik olan köyümün o eşsiz ekmeği soframıza gelecek.


Artık köyümüzde bunlar yaşanmıyor. Ekilen tarlalar ekilmez olmuş, tarla sınırları bile kaybolmuş durumda. Köyde ekmek tüketmenin şehirden farkı kalmamış. Şimdi her şey daha kolay. Bütün bu hikayede geçen eziyetlere katlanmak gerekmiyor. Ama bir şekilde bu hikayede geçenleri birebir yaşamış olan herkesin gönlünde eminim ki aynı şeyleri yaşayabilme arzusu yatıyor. O günleri, o koşuşturmaları burnumuzun kemiği sızlayarak da hatırlasak; yeniden aynı şeyleri yaşamamız artık imkansız. Bize düşen köyümüzün bu ve buna benzer kültürel değerlerini buralarda paylaşarak, gelecek nesiller açısından kalıcı kılmaktır.

                          Tüm köylülerimize sağlık ve mutluluklar diliyorum.

Yazan: Recep Karabaş

<< Geri

English French German Italian Russian Spanish Turkish

 HAFTANIN ATASÖZÜ
SORUNUN KENDİN DE OLDUĞUNU ANLAMAYAN İNSANLAR ÇÖZÜMÜ BAŞKALARININ HUZURUNU BOZMAKTA BULUR

SÜREKLİ HATA YAPAN KİŞİLERİ SÜREKLİ AFFETMEKLE O KİŞİLERİ YÜZSÜZ YAPARSINIZ

SÖYLEME SIIRINI DOSTUNA DOSTUNUN DA DOSTU VARDIR ODA SÖYLER DOSTUNA SONRA TUZ EKERLER POSTUNA

BAŞARILI İNSANLARIN PROĞRAMLARI BAŞARISIZ İNSANLARIN MAZERETLERİ VARDIR

CEHALET İNSANI ÇİRKİNLEŞTİRİR SUSKUNLUĞUM ASALETİMDENDİR HER LAFA VERİLECEK BİR CEVABIM VARDIR LAKİN ADAMA BAKARIM ADAMMI DİYE

TEMBELE İŞ BUYUR SANA AKIL ÖĞRETSİN

OYNARSAN HUYUN BOZULUR OYNAMASSAN OYUN BOZULUR

EŞEĞ'E HADDİNDEN FAZLA DEĞER VERİR İSEN KENDİNİ YARIŞ ATI ZANNEDER

GÖNÜL GÖZÜ GÖRMEYEN CAN GÖZÜ NEYLESİN DÜYADA DÖNMEYEN DİL AHIRETTE NE SÖYLESİN

MERDİ KIPTİ ŞECEAT ARZ EDERKEN SİRKATİN SÖYLER

EL YUMRUĞU YEMEYEN KİŞİ KENDİ YUMRUĞUNU VALYOZ ZANNEDER

GENÇLİĞİNDE YÜRÜMEYE ÜŞENEN KİŞİ İHTİYARLIĞINDA KOŞMAYA DOYAMAZ

EĞER MEVLA RAST GETİRİRSE KİŞİNİN İŞİNİ MERMERE GEÇİRİR DİŞİNİ EĞER MEVLA RAST GEİTRMEZ İSE KİŞİNİN İŞNİ MUHALLEBİ YER İKEN KIRAR DİŞİNİ

HAK SİLLESİNİ OLMAZ SEDASI VURDUMU DA OLMAZ DEVASI

AH İLE ABAD OLANIN AHİRİ BERBAD OLUR...!

DAMLAYA DAMLAYA GÖL OLUR, AKAR GİDER SEL OLUR...!

BİR YOĞURUMLUK HAMURUN VARSA DA ERBABINA YOĞURT...!

 ANKET
Web Sitemiz Nasıl Olmuş?
Süper
Güzel Olmuş
İdare Eder
Sıradan
Kötü
Berbat
  
 

Anasayfa  |  Kurumsal  |  Soyaunu  |  Gıda Haber  |  Online Uncu  |  İletişim


Çizginet
& Mehmet CAN

İRTİBAT TELEFONLARIMIZ

ÇAĞRI MERK.   0 850 302(UNCU)86 28
MERKEZ            0 216 316(UNCU)86 28
GSM SAİM
       0 530 225(UNCU)86 28


SORUNUN KENDİN DE OLDUĞUNU ANLAMAYAN İNSANLAR ÇÖZÜMÜ BAŞKALARININ HUZURUNU BOZMAKTA BULUR

Kapat !